Sokaklarda yürüyen, sesini yükselten, geleceğini isteyen bu gençler bir şeyin farkına vardılar: Sabır, onları daha iyi bir hayata götürmeyecek! Çocukluklarından beri “Oku, çalış, kendini geliştir, geleceğin parlak olacak” yalanıyla büyütülen nesil, gerçeği mezun olduklarında öğrendi. Diplomalı işsizler ordusuna katıldıklarında, geleceğin onlara ait olmadığını fark ettiler.

Bugün gençler sokaklarda çünkü diplomalarının hiçbir anlam ifade etmediğini biliyorlar. Artık kimse “Mezun olunca iş bulursun” masalına inanmıyor. Mühendisler, öğretmenler, akademisyenler, avukatlar; hepsi kasiyer, motokurye, çağrı merkezi çalışanı oldu. Üstelik şanslılarsa! Çünkü birçok genç için bu işler bile lüks.

Gerçek Hikâyeler, Acı Gerçekler

• Fatih, 27 yaşında, Makine Mühendisliği mezunu. 3 yıldır iş arıyor, bulamadı. Sonunda babasının bakkalında çalışmaya başladı. “Bunu yapmak için mi yıllarca ders çalıştım?” diye soruyor.

• Sude, Hukuk Fakültesi mezunu. Stajyer olarak bir hukuk bürosunda çalışıyor. Aylık maaşı yok, yol ve yemek masrafını kendi cebinden karşılıyor. “Bu meslek beni aç bırakıyor” diyor.

• Berkay, iki üniversite bitirdi. Yurtdışına gitmek için dil kursuna yazıldı ama döviz kuru nedeniyle kursu bırakmak zorunda kaldı. Şimdi annesinin emekli maaşıyla geçiniyor.

• Elif, öğretmenlik mezunu. KPSS’ye girdi, iyi puan aldı ama mülakatta elendi. Şimdi bir markette kasiyerlik yapıyor. “Ben bu bölümü bunun için okumadım” diyor.

Bu gençler tek değil! Binlerce, milyonlarca genç aynı kaderi paylaşıyor. Onlar artık sabretmek istemiyor. Çünkü sabretmenin, beklemenin bir çözüm getirmediğini gördüler.

Aileler de Artık Umutsuz

Gençler sadece kendi gelecekleri için değil, aileleri için de isyan ediyor.

Bir annenin sesi yankılanıyor: “Oğlum mühendis oldu ama iş bulamıyor. Ben emekli maaşımla ona bakıyorum.”

Bir babanın gözleri doluyor: “Kızım avukat oldu ama işsiz. Bunca yıl okuması için her şeyimizi sattık, şimdi bize bakmak zorunda.”

Bu gençler yıllarca ailelerinin fedakârlıklarıyla okudu. Kimi babası traktörünü sattı, kimi annesi temizliğe gitti, kimi büyüklerinin altınlarını bozdurdu. Ama bugün bu fedakârlıkların karşılığında, sadece bir hayal kırıklığı var!

Sadece Kendileri İçin Değil, Hepimiz İçin Sokaktalar!

Bu gençler, yalnızca kendi hayatları için değil, tüm toplum için seslerini yükseltiyorlar.

• Emekli maaşıyla geçinemeyen Hasan amcalar için,

• Marketten aldığı ürünü kasaya geldiğinde geri bırakmak zorunda kalan Ayşe teyzeler için,

• Üniversite sınavına hazırlanan ama geleceğinden umudu olmayan gençler için,

• Okul harçlığı bile veremeyen babalar için,

Sokaktalar çünkü haksızlığa karşı artık sessiz kalmak istemiyorlar!

Bu Sefer Farklı!

2013’te Gezi Direnişi bir parkı ve doğayı savunmak için başlamıştı. Bugün ise mesele çok daha büyük.

Bugünün gençleri sadece bir ağacı değil, kendi yaşam haklarını savunuyor.

Bir belediye başkanının rehin alınması, gençlerin gözünde çok daha büyük bir anlam taşıyor. Çünkü bu olay, onların da nasıl rehin tutulduğunun bir göstergesi.

Özgürlükleri, iş imkanları, eğitim hakları, maaşları, hayalleri… Hepsi birilerinin elinde bir koz gibi oynanıyor!

Bu Sefer Evlerine Dönmeyecekler!

Gençler, “şansınızı deneyin”, “sabredin”, “umut edin” sözlerine inanmıyor artık!

Biliyorlar ki, sabreden gençler değil, hakkını arayan gençler kazanıyor!

Onlar artık kendi hayatlarını başkalarının insafına bırakmıyor.

Onlar artık kaderlerini kendileri çizmek istiyor.

Ve bu sefer geri çekilmeye hiç niyetleri yok!