Son yaşananlara iki farklı yorum getiriliyor. Birinci yoruma göre eylemler muhalefetin daha önce hiç olmadığı kadar kenetlendiğini ve bu rüzgarın iktidar değişikliğini getireceğini ifade ediyor. Muhalefet cephesi ayrıca Özgür Özel’in cumhurbaşkanı adaylığının Maltepe mitingiyle birlikte kesinleştiğini de ekliyor. Böyle bir durumun sonuçlarını ilerleyen haftalarda ele alırız. Her neyse; ikinci yoruma göre eylemlerdeki koordinasyonsuzluk ile sosyolojik gerçeklerden kopuk yaklaşımın iktidar destekçilerinde bir kenetlenmeye vesile olduğu ve Cumhur ittifakı bloğunun yeniden güçlenmeye başladığı vurgulanıyor.
Burada benim gözüme çarpan husus, eylemleri organize eden CHP’nin, eyleme gelenlerle -başta gençler olmak üzere- tartışmaya girmesiydi. Tartışmalar medyaya olumsuzluklarla yansıyınca “kontrollü muhalefet” algısı kaçınılmaz olarak konuşulmaya başlandı. Üstelik atlanılan bir gerçek de muhalefet seçmeninin ekseri çoğunluğunun sorgulamaya önem verenlerden oluştuğunun göz ardı edilmesi oldu. Eylemlerin ana sebebi adaletsizlik üzerineydi. Yani bir belediye başkanına adaletsizlik yapıldığı için değil; Mansur Yavaş’ın vurguladığı gibi adalet mekanizmasının sadece bir tarafa işletildiğineydi.
Yolsuzluk soruşturmaları kamu yararına yapılabilecek en iyi uygulamalardan biridir. Bu sayede vatandaşın hakkı korunur; ekonominin verimli idaresi süreklilik arz eder hale gelir. İstanbul Büyükşehir Belediyesinde yolsuzluk var mıdır yok mudur henüz bilinmez lakin yolsuzluk soruşturmaları özellikle haklarında dosya hazırlanıp savcılığa sunulmuş belediyelerin tamamına açılması kamu vicdanının sağlığı açısından şarttır. Mansur Yavaş, olaya bu açıdan yaklaşınca ve bölücü unsurları net bir şekilde eylemleri gölgelemekle nitelendirince hiç olmayacak bir şey oldu; mensup olduğu mahalleden dışlandı.
Yazımızın yayınlığı gün ise belki de siyasetimizi bambaşka bir versiyona taşıyabilecek boykot eylemi gerçekleştiriliyor olacak. Riskli fakat organize olunabilirse en net sonuç alınacak eylem türü olan boykotun sonuçlarını hep birlikte göreceğiz.
***
Çorum’da akıllara durgunluk veren görüntülere şahit olduk. Bir esnaf kasa kasa domatesleri çöpe dökmek suretiyle piyasayı manipüle ediyordu. Etrafındaki esnaflar da yaptığını hunharca destekliyordu. Bir esnaf ile birkaç kasa domates olarak ele alınmaması gereken bu konuyu ulusal olarak düşünecek olursak gıda enflasyonun nasıl bu kadar yükseldiğini daha net anlamış oluruz. Yerel yöneticilerin üzerine düşen görevi nasıl yerine getirebileceğine de bu olay üzerine Çorum’da görmüş olduk. Oldukça caydırıcı nitelikteki cezayı “amasız, fakatsız” veren yerel idarecimizi tebrik ediyorum.
Yakın zamanda, yerel yönetimlerin işlevselliğinin artırılması, kalkınmanın ilk ve en önemli basamağı olan mahalli idarelerde kalkınmanın yöntemlerini araştırıp uygulamalar için tavsiyelerde bulunacak oluşumun duyurulmasına şahit olabiliriz. “Yerelde kalkınma olmadan genelde kalkınma mümkün değildir” diyerek hareket edecek olan bu sivil toplum hareketinin liderliğini de tanınmış bir iş adamı üstlenmiş durumda. Resmiyet kazanır kazanmaz yine burada sizlere daha detaylı anlatacağımdan kuşkunuz olmasın.
***
Acıları yarıştırmadan, kayıpları alaya almadan birlikte aynı duyguları hissettiğimiz zaman millet olma bilincinin oluşacağının farkına varmalıyız. Bu düşüncemle birlikte “Kuzeyin Oğlu” Volkan Konak’a Allah’tan rahmet diliyorum.