Dünyada aydınlarının Büyük Ortadoğu Projesinin devam ettiğini sandığı tek ülke, Türkiye. Çin ile İran ve bu devletlerin kullandığı unsurlarda BOP’ un devam ettiği propagandasını yapıyorlar ama inandıklarından değil işlerine geldiğinden. Bu propagandanın etkili yani inandırıcı olduğu tek ülke Türkiye.
BOP, Bush’un hem dış politika programı hem de seçim sloganıydı. O dönemde ABD için en büyük tehdit radikal İslamcı terör örgütleriydi. Özellikle ikiz kulelere yapılan terör saldırılarından sonra Birleşik Devletlerin resmi politikası olarak kabul edilen BOP, diğer Batılı devletlerinde desteğini kazandı. Afganistan ve Irak bu politikanın pratiğe aktarılmasının gereği olarak işgal edildi. Arap Baharı bu nedenle başlatıldı ve/veya desteklendi.
Bir yandan terör örgütleri ezilerek teröristler yok edilecek diğer yandan Amerikan karşıtlığı ve terörist üreten baskı rejimlerine son verilerek yeni terör örgütlerinin doğması engellenecekti. Bu politika, işler iyi gitmemesine ve hiçbir hedefe ulaşılamamasına hatta hedeflerin tam tersi sonuçlar doğmasına rağmen ABD’nin Libya Büyükelçisi Bingazi’de öldürülene kadar sürdürüldü. Tam tersi sonuçlardan kastım, Mısır ve Tunus’ta Amerikancı diktatörlüklerin yerine anti Amerikancı ve İslamcı yönetimlerin gelmesiydi. İşgal edilen ülkelere hakim olunamaması, metropollerde sıkışılıp kalınmasıydı. Üstelik Amerikan aleyhtarlığı zirveye çıktı. Düşünün ABD’nin sefirini Amerika’nın var gücüyle desteklediği ve Kaddafi’den kurtardığı muhalifler katletti.
Bingazi olayı ABD’nin BOP’u rafa kaldırmasına yol açtı. ‘’ABD Suriye’de bizi yarı yolda bıraktı’’ diyoruz ya aslında olan şuydu: ABD politikalarını değiştirdi ve biz buna uyum sağlayamadık ya da uyum sağlamayı doğru bulmadık. ABD Orta Doğu devletleriyle anlaştı. İşgalleri, yerini düşmanlarının alacağını bilmesine rağmen sonlandırdı. ABD çekilince yerini Irak’ta İran, Afganistan’da Taliban aldı.
Trump başkan olduğunda takip edilen politikaları daha da değiştirdi. Zira çok hızlı büyüyen Çin, ABD için tehdit haline gelmişti. Artık Amerika’nın önceliği Pasifik’ti. Orta Doğu’da barış ortamı sağlanacak, İsrail’le, Türkiye ile hatta ekonomik olarak zayıflatılacak olan İran’la Arap Devletlerinin ilişkileri iyileştirilecek ve akabinde Çin’e konsantre olunacaktı.
7 Ekim saldırıları bu politikalarda da revizeye gidilmesine yol açtı. İsrail ve Arap devletleri, ABD’yi, İran’ı ve Şii hilalini ezmeden Orta Doğu’da istikrarın sağlanamayacağına ikna ettiler. HAMAS ve Hizbullah ezildi. Esad devrildi. Irak’ta İran’a yakın unsurların tasfiye süreci başlatıldı. Husiler ezilecek. Bütün bunlardan sonra henüz yöntem konusunda anlaşılamamış olsa da İran rejimi sonlandırılacak. Bu gelişmeler Türkiye’nin lehineyken, Türkiye’nin önünü açacakken ve milyonlarca Türk hürriyetine kavuşacakken, yapılanları BOP çerçevesinde değerlendiren aydınlarımız ‘’İran’dan sonra sıra Türkiye’de’’ tespitini yaptıklarından endişeleniyorlar.
BOP devam ediyor olsa, diktatörlüklerin yerini demokrasilerin alması gerekirdi. Nitekim BOP yürürlükteyken Mısır, Irak, Afganistan, Lübnan, Irak, Yemen ve Tunus’ta diktatörler devrildi nispeten demokratik diyebileceğimiz rejimler kuruldu. ABD, BOP’ tan vaz geçtikten sonra Mısır, Afganistan ve Tunus eski düzenlerine geri döndü. Irak, İran’ın yörüngesine girdi. Lübnan ve Yemen iflas etmiş durumdalar. Ama Orta Doğu’da bir ülke bile demokrasiyi benimseyip yürütemedi.
BOP devam ediyor olsaydı haritaların değişmesi gerekirdi. ABD’nin öngörülerine göre birlikte yaşamak istemeyen halklar ayrılmalıydı daha doğru ifadeyle ayrılma hakkına sahip olmalıydı. Afganistan işgali yirmi yıl sürmesine ve Türkler defalarca hareketlenmesine rağmen bu sanal ülkenin bölünmesine izin verilmedi. ABD, işgali bitirirken bile ülkenin bölünmesini sağlayacak düzenlemelerde bulunmadı. Tabiri caizse ülkeyi tek parça olarak bütün silah stoklarıyla birlikte Taliban’a anahtar teslimi verdi.
BOP’ a göre Irak üç parçaya bölünecekti. Bölündü mü? Kürtler 2017 yılında referandum yaptılar ve %93’ten fazla evet oyuyla bağımsızlıklarını ilan ettiler. Buna en sert tepkiyi Türkiye ile beraber Amerika verdi. Irak ordusunun Bölgesel Yönetime karşı başlattığı operasyonda Amerikalı subaylar görev aldı.
Lübnan dört parçaya bölünecekti. Aslında bırakılsa kendiliğinden bölünecek. Batı tutuyor. Bağımsız Filistin kurulacaktı. Kuruldu mu? Libya ikiye bölünecekti. ABD Libya’yı tek parça tutmak isteyen Türkiye’nin başlattığı operasyonu destekledi. Suriye BOP’ un yürürlükte olmadığının en son ve en bariz örneği. ABD zorlamasa PYD, Şam’la anlaşır mıydı? Suriye devletiyle bütünleşmeyi kabul eder miydi? Şam-PYD anlaşması bile bazı aydınlarımızı ikna edemedi. Özerk bölge, federasyon içermeyen ve üniter devlet vurgusu yapan anlaşmayı güneyimizde PKK devleti kuruluyor diye yorumladılar. Bereket ki anlaşmadan sonra aynı hususları içeren Anayasa ilan edildi de en azından aydınlarımızın bir kısmı vehme dayanan analizlerinden vaz geçtiler.
Aydınlarımızın BOP’ u ciddiye almasının ve hala yürürlükte sanmasının çok haklı bir nedeni var: Bölünme korkusu. Osmanlının son iki yüz yılında sürekli toprak kaybetmiş bir milletin çocuklarıyız. Vatanımızın bölünmez bütünlüğü konusunda çok hassas olmamız makul ve anlaşılır.
Bu arada bir gerçeği daha ifade edeyim. ABD’nin açıkladığı BOP, Türkiye’nin bölünmesini içermiyordu. BOP’a bu eklemeyi Perinçek grubu yaptı ve herkesi inandırdı. Onlara göre Türkiye, İran’dan sonra en son bölünecek ülkeydi ve projenin bu kısmı gizliydi.
Batının şu an Orta Doğu’da takip ettiği politika Şii hilalini yok etmek ve İran rejimini ya devirmek ya ehlileştirmek. Bunlar mümkün olmazsa zayıflatmak. Arap Devletlerinin ve Türkiye’nin hem kendi aralarında hem de İsrail ile ilişkilerini iyileştirmelerini teşvik ederek istikrarı sağlamak. Bu politika, değerlendirebilirsek Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın önünü alabildiğine açıyor.