Bu konuyu ele almamın en önemli nedeni, bu sorunun, vatandaşlarımızın Türk devletlerine ve Türk dünyasına bakışına zarar veriyor olması. Türk devletlerinin KKTC’yi tanımamalarının en önemli nedeni, Türkiye’nin devlet politikasının KKTC’nin resmen tanınmaması olması.

KKTC’nin kurulduğu ilan edildiğinde, Pakistan ve Bangladeş ilk tanıyan ülke olmak amacıyla anında BM’ye başvurunca kriz çıktı. Dışişlerimiz hemen devreye girerek bu ülkeleri KKTC’yi tanımaktan vazgeçirdi. Yani KKTC konusundaki dış politikamızda son derece istikrarlıyız.

KKTC’yi ne kadar çok devlet tanırsa KKTC o kadar kontrolümüzden çıkar. Düşünün KKTC’yi kırk devlet tanıyor olsa ve KKTC meclisi Rum kesimiyle birleşme kararı verse ya da direk AB’ye katılmaya karar verse ne yapabiliriz? Ya da meclis bu konuyu referanduma götürse ve halk büyük farkla evet dese Türkiye ‘’bu kararı tanımıyorum’’ diyebilir mi?

‘’Öyle şey olur mu?’’ demeyin. KKTC’nin beş cumhurbaşkanı seçildi. Bunların iki tanesi, Mehmet Ali Talat ve Mustafa Akıncı, Türkiye karşıtıydı. Türk ordusunu işgalci olarak görüyorlardı. Seçimleri, Talat %55, Akıncı %60 oy alarak kazandı. KKTC’ye son verecek olan Annan Planının oylandığı referandumda evet oyları %65’ti. Bu sonuçları değerlendirirken KKTC nüfusunun üçte birinin müdahaleden sonra Türkiye’den gidenlerden oluştuğunu ve bu kesimin Türkiye taraftarı partilere oy verdiğini göz önünde bulundurmalıyız.

KKTC’de ‘’Rumlar bizi katlederken Türk ordusu geldi kurtardı. Sağ olsun, var olsun. Ama artık hem Yunanistan hem de Rum kesimi AB üyesi. Yani katliam riski yok. Türk ordusu evine dönsün. Ayrıca AB çok zengin. Bizde Rum kesimiyle birleşip AB’ye katılalım, zenginleşelim.’’ fikri çok yaygın. Neticede KKTC kurulduğundan beri ambargo uygulanan bir ülke. Türkiye sürekli kaynak aktarıyor KKTC’ye ama bizde AB değiliz. 35 yaşın altındaki nüfusun üçte ikiden fazlasının Rum yani AB pasaportu var. Gençlerin çoğu Rum tarafında çalışıyor. 

KKTC’yi tek tanıyan ülke biz olduğumuz sürece KKTC’nin Türkiye’yi rahatsız edecek bir hamle yapması mümkün değil. Ama bir tanıma süreci başlar ve çok sayıda ülke KKTC’yi tanırsa beklenmedik gelişmeler söz konusu olabilir. Bu nedenle Türkiye KKTC’nin tanınmasını her fırsatta dile getirir, talep eder ama istemez.

Gelişmelerin aleyhimize olduğunun ve inisiyatifimizin azaldığının farkında olan devletimiz çok başarılı bir operasyonla, Denktaş çizgisinde bir siyasetçi olan Ersin Tatar’ı cumhurbaşkanı seçtirdi. Deniz altından içme suyu götürülmesi gibi, KKTC’nin Türkiye’ye entegrasyonunu güçlendirerek adımlar atıldı, atılıyor. T.C vatandaşlarına kolaylıkla KKTC vatandaşlığı veriliyor. Her yıl beş milyar doların üzerinde kaynak aktarıyoruz Kıbrıs’a. Türkiye’de kişi başına milli gelir daha yeni on bin doları geçti. KKTC’de yirmi yıldır on beş bin doların üzerinde seyrediyor. Fakat Kıbrıs Türklerinin ekseriyeti, Rum kesiminde milli gelirin otuz bin doların üzerinde olmasını baz alarak Türkiye yüzünden fakir kaldıklarını ve dünyadan izole bir hayat yaşadıklarını düşünüyorlar.

‘’Madem Kıbrıs Türkleri Rum tarafıyla birleşip AB’ye katılmak istiyor, biz engel olmayalım istediklerini yapsınlar.’’ diyebilir miyiz? Hayır. Diyemeyiz. Zira Kıbrıs vatandır. Kıbrıs Türkiye’de olmazsa, güney ve güney batı sahillerimiz her türlü saldırıya açık hale gelir. Kara sularımız inanılmaz derecede daralır. Akdeniz’deki ve Ortadoğu’daki jeopolitik üstünlüğümüzü kaybederiz.

Kıbrıs Akdeniz’in doğusunu ve merkezini kontrol eden bir uçak gemisi gibidir. Pek bilinmez ama Kıbrıs’ta Rum kesimi ve KKTC dışında iki devlet daha var. İngiltere Kıbrıs’tan ayrılmadan önce buradaki iki askeri üssünü sınırlarla Kıbrıs’tan ayırmış ve bağımsızlıklarını ilan ederek iki devlet olarak yapılandırmış. ‘’Kıbrıs cumhuriyetiyle anlaşma imzalayayım askeri üslerimi yüz yıl süreyle garanti altına alayım’’ diye düşünmemiş. Böyle bir anlaşmayı bile riskli görüp devletçikler kurmuş. Kıbrıs’ın konumu o kadar önemli ki, sömürgelerinin hepsinden çekilen İngiltere Kıbrıs’ta varlığını sürdürmek için bu formülü geliştirmiş. 

Karasularında AB’nin doğalgaz ihtiyacını, dört yüz yıldan uzun süre, tek başına karşılayacak rezervler bulunduktan sonra Kıbrıs’ın önemi daha da arttı. İleri de daha büyük sorunları yaşamamak için Tayvan modelini baz alarak KKTC’yi hem kalkındırmalı hem de Türkiye’ye entegre etmeliyiz.

Türk devletlerinin KKTC’yi tanımamalarının bir başka önemli nedeni de AB ile ilişkileri. Rum kesimi AB üyesi. Her AB üyesi gibi veto hakkı var. Herhangi bir ülke KKTC’yi tanıdığında o ülkenin AB ile ilişkilerini sonlandıracak gücü var. Türk ülkelerindeki en büyük yabancı yatırımcılar, AB şirketleri. Türk ülkelerinin KKTC’yi tanımaları kalkınma hızlarının düşmesi yani fakirleşmeleri demek. Bunun kime ne faydası var? Türk devletlerine faydası olmayan bir şey için bedel ödetmek Türk dünyası fikrine ve Türklerin birleşmesi ülküsüne zarar verir.